Sevgili ziyaretçiler, Katamino tarafından hazırlanan bu yazıda Superlative nasıl yapılır konusu özenle işlendi.
Bir arkadaşınızla sohbet ederken “Bu, gördüğüm en güzel manzara!” demek istediğinizi düşünün. İngilizcede yalnızca güzel demek yeterli değildir; diğer manzaralarla karşılaştırma yaparak en üst noktayı ifade etmeniz gerekir. İşte tam bu noktada superlative adjectives, yani İngilizcede üstünlük derecesi sıfatları devreye girer.
Peki, superlative nasıl yapılır, hangi kelimelere -est eki getirilir ve hangilerinin önüne the most yazılır? Bu kuralları birkaç temel örnekle öğrendiğinizde İngilizce cümlelerinizin çok daha güçlü ve anlaşılır hâle geldiğini görebilirsiniz.
Superlative, İngilizcede bir kişi, nesne, yer veya durumu belirli bir grup içerisindeki diğerleriyle karşılaştırarak en üstün ya da en yüksek derecede olduğunu ifade eden dil bilgisi yapısıdır.
Türkçedeki “en güzel”, “en hızlı”, “en pahalı” ve “en kolay” ifadeleri superlative yapısına örnektir.
– Tall (uzun) → The tallest (en uzun)
– Fast (hızlı) → The fastest (en hızlı)
– Beautiful (güzel) → The most beautiful (en güzel)
– Good (iyi) → The best (en iyi)
Örneğin, She is the tallest student in the class. cümlesi “O, sınıftaki en uzun öğrencidir.” anlamına gelir.
Buradaki temel amaç, yalnızca iki şeyi karşılaştırmak değil, bir grubun içindeki en yüksek dereceyi belirtmektir. Peki, İngilizcede bu anlamı oluşturmak için hangi kurallar uygulanır?
İngilizcede superlative yapmanın en önemli noktası, sıfatın kaç heceli olduğunu ve düzensiz bir yapıya sahip olup olmadığını bilmektir.
Tek heceli sıfatların çoğuna -est eki eklenir. Bu yapı genellikle önüne the artikeli getirilerek kullanılır.
Sıfat Superlative Türkçe anlamı
Tall The tallest En uzun
Short The shortest En kısa
Fast The fastest En hızlı
Small The smallest En küçük
Long The longest En uzun
Örnek cümleler:
– This is the smallest room in the house. – Bu, evdeki en küçük odadır.
– Ali is the fastest runner on the team. – Ali, takımdaki en hızlı koşucudur.
– Mount Everest is the highest mountain above sea level. – Everest, deniz seviyesinden yüksekliği bakımından en yüksek dağdır.
Bu örneklerde görüldüğü gibi, sıfatın sonuna ek getirmek çoğu zaman yeterlidir. Ancak yazım kurallarına da dikkat etmek gerekir.
Sıfat zaten -e harfiyle bitiyorsa tekrar bir e eklenmez; yalnızca -st getirilir.
– Large → The largest (en büyük)
– Nice → The nicest (en hoş)
– Wide → The widest (en geniş)
– Safe → The safest (en güvenli)
Örnek: This is the largest building in the city. (Bu, şehirdeki en büyük binadır.)
Tek heceli bazı sıfatlarda son sessiz harf çift yazılır ve ardından -est eklenir.
– Big → The biggest (en büyük)
– Hot → The hottest (en sıcak)
– Thin → The thinnest (en ince)
– Sad → The saddest (en üzgün)
Örneğin, Today is the hottest day of the week. cümlesi “Bugün haftanın en sıcak günü.” anlamına gelir.
Bu kuralda biggest yazılır; bigest şeklindeki kullanım yanlıştır.
Sessiz harften sonra -y ile biten sıfatlarda y harfi i harfine dönüşür ve ardından -est eklenir.
– Happy → The happiest (en mutlu)
– Easy → The easiest (en kolay)
– Busy → The busiest (en yoğun)
– Funny → The funniest (en komik)
Örnek: This is the easiest question in the exam. – Bu, sınavdaki en kolay sorudur.
Ancak gray gibi öncesinde sesli harf bulunan sözcüklerde aynı dönüşüm uygulanmaz. Peki, sıfat birden fazla heceden oluşuyorsa ne yapılmalıdır?
İki veya daha fazla heceli sıfatların önemli bir bölümüyle superlative oluştururken sıfatın önüne the most getirilir. Özellikle uzun sıfatlarda bu yöntem yaygındır.
Sıfat Superlative Türkçe
Beautiful The most beautiful En güzel
Expensive The most expensive En pahalı
Interesting The most interesting En ilginç
Difficult The most difficult En zor
Important The most important En önemli
Örnek cümleler:
– This is the most interesting book I have ever read. – Bu, şimdiye kadar okuduğum en ilginç kitap.
– English is one of the most important subjects at school. – İngilizce, okuldaki en önemli derslerden biridir.
– That was the most difficult question in the test. – Bu, testteki en zor soruydu.
İki heceli sıfatlarda kullanım sözcüğe göre değişebilir. Örneğin happy için the happiest tercih edilirken careful için the most careful kullanılır.
Superlative konusuyla birlikte least sözcüğünü de öğrenmek faydalıdır. The least, bir grubun içindeki en düşük dereceyi belirtir.
– Interesting → The least interesting (en az ilgi çekici)
– Expensive → The least expensive (en az pahalı)
– Difficult → The least difficult (en az zor)
Örneğin: This is the least expensive option. (Bu, en az pahalı seçenektir.)
Burada amaç en yüksek dereceyi değil, en düşük dereceyi vurgulamaktır. Sizce bir şeyi “en iyi” yapan özellikler her zaman herkes için aynı mıdır?
Bazı sıfatlar standart -est veya the most kurallarına uymaz. Bu kelimelerin özel biçimlerini öğrenmek gerekir.
Sıfat Karşılaştırma Superlative
Good (iyi) Better The best
Bad (kötü) Worse The worst
Far (uzak) Farther/Further The farthest/furthest
Little (az) Less The least
Much/Many (çok) More The most
Örnekler:
– She is the best player on the team. – O, takımın en iyi oyuncusudur.
– This is the worst movie I have seen. – Bu, izlediğim en kötü film.
– He lives the farthest from school. – Okula en uzakta o yaşıyor.
Özellikle good → the best ve bad → the worst dönüşümleri sık kullanılan İngilizce kalıpları arasındadır.
Superlative cümlelerinde yaygın yapı şu şekildedir:
Özne + am/is/are + the + superlative sıfat + tamamlayıcı
Örnekler:
– My sister is the youngest person in our family. – Kız kardeşim ailemizdeki en genç kişidir.
– This is the most beautiful place in Turkey. – Burası Türkiye’deki en güzel yer.
– February is the shortest month of the year. – Şubat, yılın en kısa ayıdır.
Geçmiş zaman kullanıldığında was veya were tercih edilir:
– It was the best day of my life. – Hayatımın en güzel günüydü.
Bir şeyin tek başına en üstün olduğunu değil, en üstünler arasında bulunduğunu söylemek için one of the + superlative + çoğul isim yapısı kullanılır.
Örneğin:
– Istanbul is one of the largest cities in Europe. – İstanbul, Avrupa’nın en büyük şehirlerinden biridir.
– She is one of the most successful students in the school. – O, okuldaki en başarılı öğrencilerden biridir.
Bu yapıda isim çoğul olmalıdır. One of the best student yerine one of the best students denmelidir.
İngilizce öğrenenlerin sık karıştırdığı iki yapı comparative ve superlative dereceleridir.
Comparative Superlative
İki kişi veya şey arasında karşılaştırma yapar. Bir grup içindeki en yüksek veya düşük dereceyi belirtir.
Taller (daha uzun) The tallest (en uzun)
More beautiful (daha güzel) The most beautiful (en güzel)
Better (daha iyi) The best (en iyi)
Örnek:
– Comparative: John is taller than Mark. – John, Mark’tan daha uzundur.
– Superlative: John is the tallest student in the class. – John, sınıftaki en uzun öğrencidir.
Superlative genellikle belirli bir grup veya kapsamla ilişkilendirilir. Bu nedenle in the class, of all ve in the world gibi ifadelerle sıkça karşılaşılır.
İngilizcede üstünlük derecesi oluştururken birkaç temel hataya dikkat etmek gerekir.
– The most tallest: Yanlıştır. Tall için the tallest kullanılır; most ve -est aynı sıfatta birlikte kullanılmaz.
– The beautifulest: Standart kullanım değildir. Doğru biçim the most beautiful şeklindedir.
– One of the best student: Yanlıştır. Doğrusu one of the best students biçimindedir.
– The bestest: Standart İngilizcede doğru kabul edilmez. Doğru kullanım the best şeklindedir.
Superlative yalnızca sınavlarda karşınıza çıkan bir dil bilgisi konusu değildir. Günlük konuşmalarda, ürün değerlendirmelerinde, seyahat yazılarında ve sosyal medya paylaşımlarında sıkça kullanılır.
Örneğin, bir restoran hakkında This is the best restaurant in town. diyebilir veya bir filmi değerlendirirken It is one of the most exciting movies of the year. ifadesini kullanabilirsiniz.
Bununla birlikte, “en iyi” veya “en güzel” gibi ifadeler her zaman nesnel gerçekleri yansıtmaz. Bir kişinin en sevdiği film, başka biri için sıradan olabilir. Dil, karşılaştırma yapmamızı sağlarken kişisel değerlendirmelerimizi de görünür kılar.
İngilizcedeki üstünlük derecesi sistemi, Eski İngilizce dönemine kadar uzanır. -est gibi eklerle derece oluşturma yöntemi, Germen dillerinde uzun bir geçmişe sahiptir. İngilizce zaman içinde Fransızca ve Latince gibi dillerden çok sayıda kelime almış; bu gelişme, özellikle uzun sıfatlarda most kullanımının yaygınlaşmasına katkıda bulunmuştur.
Günümüz İngilizcesinde kısa sıfatlarla ek kullanımı, uzun sıfatlarla ise most yapısı genel eğilimdir. Bununla birlikte dil, kesin ve istisnasız bir matematik formülü gibi işlemez; bazı sıfatlarda birden fazla kullanım görülebilir.
Dil biliminde karşılaştırma ve üstünlük dereceleri, sıfatların derecelendirilmesi kapsamında incelenir. Bu konuda daha fazla bilgi için Cambridge Dictionary’nin İngilizce dil bilgisi kaynakları ve British Council’ın İngilizce dil bilgisi öğrenme materyalleri incelenebilir.
Superlative öğrenmenin en pratik yolu, sıfatları gruplandırarak örnek cümleler kurmaktır. Tek heceli sıfatlarda çoğunlukla -est, uzun sıfatlarda genellikle the most kullanılır. Düzensiz sıfatlar ise ayrıca öğrenilmelidir.
Öğrenirken şu üç noktayı hatırlayın:
– Kısa sıfatlarda -est kuralını uygulayın.
– Uzun sıfatlarda the most kullanımını değerlendirin.
– Good–the best ve bad–the worst gibi düzensiz biçimleri ezberleyin.
Son olarak kendinize şu soruyu sorun: İngilizcede yalnızca “iyi” demekle “en iyi” demek arasındaki farkı gerçekten kavradığınızda, düşüncelerinizi ifade etmeniz nasıl değişir? Belki de yeni bir dil öğrenmenin en güzel yanı, dünyayı anlatmak için önünüzde daha fazla seçenek açılmasıdır.
Bu yazıyla Superlative nasıl yapılır konusunda temel başlıkları toparlamış olduk, Katamino ile kalın.