Merhaba! Katamino sayfasında bugün “HSK kaç üye” konusunu tüm yönleriyle ele alıyoruz.
HSK kaç üye? Meselesiyle başlayan gereksiz derin düşünce spiralim
Benzer Konular: En iyi kalp yüzde kaç çalışır ?
Bazı sorular var ya… İnsan onları ilk duyduğunda “bunu neden merak ettim ben?” diye kendi kendine bakakalıyor. Sonra bir bakmışsın, çay soğumuş, dışarıda hava kararmış, sen hâlâ zihninde aynı döngüde dolanıyorsun: HSK kaç üye?
Ben İzmir’de yaşayan 25 yaşında biriyim. Normalde gündelik hayatımda en büyük problemim “köfte mi tavuk mu?” kararsızlığıdır ama bazen beyin başka bir evrene geçiş yapıyor. Geçen gün de aynen öyle oldu.
Arkadaş ortamında biri laf arasında “HSK kaç üye ya?” dedi.
Ben de gayriihtiyari şekilde “hangi HSK?” diye sordum.
Ve o an… hayatımın küçük ama komik kırılma noktası başladı.
İlk tepki: Sanki dünya barışını çözmem gerekiyormuş gibi
İç sesim hemen devreye girdi:
“Tamam, bu basit bir soru olabilir. Ama ya değilse?”
Dış sesim ise gayet rahat:
“Bilmiyorum ama muhtemelen 5-6 kişidir ya.”
Arkadaşlardan biri hemen atladı:
“5-6 mı? Sen nereden uydurdun onu?”
Ve ben orada fark ettim ki, hiçbir şey bilmiyorum ama çok emin konuşuyorum. Klasik insan davranışı.
Sonra eve gidince bu soru kafama takıldı. Çünkü bazı sorular var, küçüktür ama zihinde büyür. HSK kaç üye? sorusu da benim için o kategoriye girdi.
HSK denince beynimde açılan üç ayrı sekme
Bilgisayar gibi düşün: Aynı anda üç sekme açılıyor.
1. Sekme: Hukuki kurum versiyonu
“HSK, Hakimler ve Savcılar Kurulu olabilir.”
Burada ciddi bir hava var. Kravat takmış düşünceler, dosyalar, resmi ifadeler… Ama detay yok.
2. Sekme: Tamamen yanlış hatırlanan versiyon
“HSK bir spor kulübü olabilir mi?”
Beyin bazen öyle saçmalar ki… İzmir sıcağında erimiş asfalt gibi düşünceler birbirine karışıyor.
3. Sekme: En tehlikelisi
“Bunu Google’lamadan önce tahmin etmeye çalış.”
İşte bu sekme genelde insanı yanlış cevaplara götürüyor. Ama aynı zamanda en eğlenceli olanı da bu.
HSK kaç üye? sorusunun bende yarattığı gereksiz strateji oyunu
Ertesi gün işe giderken bu konu hâlâ kafamdaydı. Otobüste cam kenarında oturuyorum, dışarıyı izliyorum ama içimde mini bir toplantı var:
“Arkadaşlar, HSK kaç üye olabilir? Tahminler?”
Beyin 1: “7 olsun.”
Beyin 2: “Hayır 9 daha dengeli.”
Beyin 3: “Hiçbiri, bu soru tuzak.”
Ben: “Abi ben niye bu kadar ciddiye aldım bunu?”
Yanımdaki amca bir anda bana baktı, muhtemelen yüzümde ciddi bir devlet politikası tartışması ifadesi vardı.
İzmir’de HSK düşünmek: sıcakla birleşince beyin kısa devre
İzmir yazı zaten ayrı bir durum. Hava sıcak, asfalt sıcak, insan sıcak… Böyle bir ortamda “HSK kaç üye?” gibi bir soru beynine girince olay tamamen başka bir boyuta geçiyor.
Bir kafede oturuyorum. Garson geliyor:
“Ne alırsınız?”
Ben:
“HSK kaç üye biliyor musunuz?”
Garson:
“…Abi kahve mi?”
İşte o an anladım: Her düşünce her ortamda söylenmez.
Arkadaş ortamında HSK tartışması: kim daha çok sallıyor?
Akşam arkadaşlarla buluştuk. Konu yine oraya geldi. Çünkü bazı konular vardır, kaçsan da seni bulur.
Ben:
“Bakın, mantıklı düşünelim. HSK kaç üye olabilir?”
Arkadaş 1:
“Bence 11.”
Arkadaş 2:
“13 daha resmi duruyor.”
Ben:
“12 diyen yok mu?”
Sessizlik.
Sonra biri:
“Niye bunu konuşuyoruz ya?”
Ve o an hepimiz aynı noktaya geldik: Evet, niye bunu konuşuyoruz?
Ama yine de konu kapanmadı. Çünkü insan bazen gereksiz şeyleri bırakmak istemez. Beyin adeta “yarım kalan dizi bölümü” gibi bunu çözmeden rahat etmiyor.
İç ses devreye giriyor: “Bunu çözmeden uyumak yok”
Gece yatakta dönüyorum.
İç ses:
“HSK kaç üye olabilir?”
Ben:
“Abi yeter.”
İç ses:
“Hayır, düşün.”
Ben:
“Sabah bakarım.”
İç ses:
“Ya yanlışsa?”
Ve işte o klasik insan tuzağı: Yanlış olma ihtimali, doğruyu öğrenme isteğini eziyor.
HSK kaç üye? sorusunun aslında bana anlattığı şey
Bir noktada fark ettim ki mesele aslında sayı değil.
Bazen bir konuya takılmamızın sebebi bilgi eksikliği değil, zihnin boş kalmaya tahammül edememesi.
HSK kaç üye? sorusu bile bazen sadece beynin “şu an meşgulüm” deme şekli olabilir.
Çünkü insan dediğin şey boş kalınca ya geçmişi kurcalıyor ya da böyle saçma ama tatlı sorular üretiyor.
Kendi kendime yaptığım mini analiz
Telefon elimde
Google açık
Ama hâlâ tahmin etmeye çalışıyorum
Bu nasıl bir inat, ben de anlamıyorum.
Bir ara dedim ki:
“Tamam, bu iş kontrolü geçti.”
Ama sonra yine düşündüm.
Küçük gerçek: İnsan bazen bilmek değil, tahmin etmek istiyor
Çünkü tahmin etmek bir tür oyun. Yanlış bile olsa eğlenceli.
HSK kaç üye? sorusunun sosyal hayattaki yansımaları
Artık farkında olmadan bu soru hayatımın farklı alanlarına sızmaya başladı.
Market kasasında sıradayım:
“HSK kaç üye?”
Kasiyer:
“Abi poşet ister misiniz?”
Toplantıdasın:
“Sunuma geçmeden önce… HSK kaç üye?”
Patron bakıyor.
Arkadaş ortamında:
“Bu yaz tatile kaç kişi gidiyoruz?”
Ben:
“HSK kaç üye olmalı?”
Artık gerçeklik ve düşünceler birbirine karışmış durumda.
İnsanların tepkileri
“Ne diyorsun sen?”
“Yine mi bu konu?”
“Bunu nereden buldun?”
Ama en çok duyduğum:
“Sen iyi misin?”
Cevap basit: Kim gerçekten iyi ki?
Umarız “HSK kaç üye” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Katamino ailesiyle kalmaya devam edin!
Sonunda gelen küçük farkındalık
Bir süre sonra bu konuya bakışım değişti. HSK kaç üye? sorusu artık sadece bir bilgi sorusu değil, zihnin garip çalışma şeklinin bir sembolü gibi geldi.
Çünkü bazen insan:
En basit şeyi büyütür
En gereksiz şeyi düşünür
En saçma soruya anlam yükler
Ve bunu yaparken de gayet normal hisseder.
Final düşüncesi gibi değil, daha çok “beyin kapanış sekmesi”
Şunu fark ettim: İnsan bazen cevabı değil, süreci düşünüyor. HSK kaç üye? gibi bir soru bile zihnin kendi kendine açtığı küçük bir macera olabiliyor.
Ve belki de en komik tarafı şu: Bu kadar düşündükten sonra bile bazen asıl mesele sayıyı öğrenmek değil, neden bu kadar düşündüğünü anlamaya çalışmak oluyor.
Ama yine de insanız. Düşünüyoruz. Takılıyoruz. Bazen saçma şeylere bile ciddi anlamlar yüklüyoruz.