Sizi Katamino’da “Kimyon ve limon neye iyi gelir” konusuyla ilgili özenle hazırlanmış bu içeriğe bekliyoruz.
Kimyon ve limon neye iyi gelir? Kayseri’de geçen bir kış hikâyesi
Kayseri’de kış uzun sürer. Soğuk sadece havada değil, insanın içine de işler. Bazı günler sabah uyanırsın ve pencerenin buğusuna bakarken kendi hayatını da bulanık görürsün. O günlerden biriydi. İçimde ne tam adını koyabildiğim bir kırgınlık vardı ne de geçmesini bekleyecek sabrım. Sadece ağır bir yorgunluk.
O sabah annem mutfakta sessizdi. Ben ise odada, yatağın kenarında oturmuş, elimde telefon ekranına bakıyordum ama hiçbir şey görmüyordum. Aklımda tek bir cümle dönüp duruyordu: “İyi hissetmiyorum.”
O sırada bilmiyordum ama o gün kimyon ve limonla ilgili her şey, sadece bir yemek hikâyesi değil, içimdeki kırılganlığı onaran küçük bir başlangıç olacaktı.
Sabahın ağırlığı ve içimdeki boşluk
İnsan bazen neden kötü hissettiğini bile bilemez. Ben o gün tam olarak öyleydim. Ne hasta gibiydim ne de tamamen sağlıklı. Sanki içimde görünmeyen bir düğüm vardı.
Annem mutfaktan seslendi:
“Yüzün solmuş, bir şey yapayım mı?”
Cevap vermek istemedim. Çünkü bazen insanın derdini anlatacak kelimesi olmaz. Sadece sustum.
Ama anneler suskunluğu bile anlar.
Bir süre sonra mutfaktan keskin bir koku yayılmaya başladı. Limonun ekşi ferahlığıyla kimyonun sıcak, topraksı kokusu birbirine karışıyordu. O an aklımdan sadece tek bir soru geçti: Kimyon ve limon neye iyi gelir?
Cevabı bilmiyordum ama kokusu bile insana bir şeylerin düzeleceğini hissettiriyordu.
Mutfakta başlayan küçük bir iyileşme ritüeli
Kalkıp mutfağa gittim. Annem eski bir tarif defterini açmıştı. Sayfalar sararmış, kenarları kıvrılmıştı. Sanki her tarif bir anıya dönüşmüştü.
“Bunu içince insan biraz toparlanır,” dedi.
Tencerede su kaynıyordu. İçine limon sıkılıyordu, ardından kimyon ekleniyordu. Basit bir karışım gibi görünüyordu ama annemin gözlerinde bunun çok daha fazlası vardı.
Ben o sırada yine sordum:
“Gerçekten iyi gelir mi?”
Omuz silkti.
“İyileşmek bazen ilaçla değil, hatırlamakla olur.”
O cümle içime işledi.
O an fark ettim ki kimyon ve limon neye iyi gelir? sorusunun cevabı sadece fiziksel bir şey değildi. Belki de biraz içe dönmek, biraz hatırlamak, biraz da durmaktı.
İlk yudum ve içimdeki sessizlik
Bardağı elime aldığımda sıcaklık avuçlarımı yaktı. İlk yudumda limonun keskinliği dilime dokundu, ardından kimyonun kendine özgü tadı geldi.
Garipti.
Ne tamamen hoştu ne de itici. Tıpkı hayat gibi.
İçerken içimde bir şeylerin çözülmesini bekliyordum. Belki bir anda mutlu olacaktım, belki tüm yorgunluğum geçecekti. Ama öyle olmadı. Sadece içimdeki gürültü biraz azaldı.
Ve o an düşündüm: Kimyon ve limon neye iyi gelir? Belki de en çok acele etmeyen şeylere iyi gelir.
Geçmişe açılan küçük bir kapı
O gün içeceği içtikten sonra pencere kenarına oturdum. Dışarıda kar yavaş yavaş yağıyordu. Kayseri’nin o sessiz, ağır kışı… Her şey donmuş gibiydi.
Ama zihnim donmuyordu.
Birden çocukluğum geldi aklıma. Annemin ben hasta olduğumda yaptığı çorbalar, içine kattığı baharatlar… O zamanlar hiç sorgulamazdım. Sadece içerdim ve uyurdum.
Şimdi ise her şeyi sorguluyordum. Belki de büyümek böyle bir şeydi: Her tadın, her kokunun bir anlamı olmasını beklemek.
O an fark ettim ki kimyon ve limon neye iyi gelir? sorusu aslında çocukluğuma iyi geliyordu.
Hayal kırıklığıyla gelen farkındalık
İlgili Yazımız: En iyi kalp yüzde kaç çalışır ?
Gün ilerledikçe mucizevi bir değişim olmadı. Hâlâ içimde bir ağırlık vardı. Bu beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Çünkü insan bazen küçük şeylerden büyük sonuçlar bekliyor.
Kendi kendime kızdım:
“Bir bardak içecekle her şey düzelir mi sanıyordun?”
Ama sonra durdum.
Belki de mesele düzelmek değildi. Belki de biraz nefes alabilmekti.
Kimyon ve limon neye iyi gelir? sorusunu artık farklı soruyordum. Sanki cevap “her şeyi iyileştirmek” değil de “dayanmayı kolaylaştırmak” gibiydi.
Akşamın sessizliği ve içsel konuşmalar
Akşam olduğunda ev daha da sessizleşti. Annem televizyonun sesini kısık açmıştı. Ben yine odama çekildim.
Defterimi açtım. Günlük yazmaya başladım. Kelimeler ağır ağır dökülüyordu.
“Bugün içimde tuhaf bir sakinlik var,” yazdım.
Sonra durdum.
Aslında sakinlik değildi bu. Daha çok kabullenmeye benzeyen bir şeydi.
Kimyon ve limonun kokusu hâlâ mutfağın içinde kalmış gibiydi. Sanki evin duvarlarına sinmişti. O koku bana şunu hatırlatıyordu: Her şey bir anda iyileşmek zorunda değil.
Umutla karışan kırılganlık
Gecenin ilerleyen saatlerinde pencereden dışarı baktım. Sokak lambaları sarı bir ışık yayıyordu. Kar yavaşça birikiyordu.
İçimde garip bir his vardı. Ne tamamen iyi ne tamamen kötü.
Belki de en gerçek hâlim buydu.
Kendi kendime sordum:
“Yarın daha iyi olur muyum?”
Cevap gelmedi.
Ama bir başka soru geldi:
“Bugün dayanabildin mi?”
Ve bu soruya içimden evet dedim.
Kimyon ve limon neye iyi gelir? sorusu artık bir tarif sorusu değildi benim için. Daha çok, zor günlerde kendine nasıl eşlik edileceğinin cevabıydı.
Küçük şeylerin büyük etkisi
Ertesi gün uyandığımda her şey değişmemişti. Ama ben biraz değişmiştim.
Aynı sokaklar, aynı soğuk, aynı şehir… Ama içimde küçük bir yumuşama vardı.
Mutfağa gidip tekrar o kokuyu aldım. Bu sefer annem hiçbir şey söylemedi. Sadece baktı ve gülümsedi.
O gülümsemede çok şey vardı.
O an anladım ki kimyon ve limon neye iyi gelir? sorusunun cevabı bazen tıpta değil, insanın insana bakışında saklıydı.
Son düşünceler
Hayatın büyük kırılmalarını hep büyük olaylarla yaşarız sanırız. Ama bazen bir bardak sıcak karışım, bir mutfak kokusu ya da sessiz bir sabah, insanın içini yeniden şekillendirir.
Ben o gün bunu öğrendim.
Kimyon ve limonun iyileştirdiği şey sadece beden değildi. Biraz kırgınlık, biraz yorgunluk, biraz da suskunluktu.
Ve belki de en çok şunu öğrendim: İyileşmek her zaman büyük bir değişim değildir. Bazen sadece devam edebilmektir.
Değerli Katamino okurları, “Kimyon ve limon neye iyi gelir” hakkındaki bu içeriğimizin sonuna ulaştınız. Umarız faydalı olmuştur!