Katamino takipçilerine özel hazırladığımız bu içerikte “Kahve makinesiyle sütlü kahve yapılır mı” hakkında önemli bilgiler paylaşacağız.
Bir Kahve Makinesinin Başında Başlayan Hikâye
İlgili Yazımız: Şiilerde cuma namazı var mı ?
Kayseri’de kışın sesi vardır. Camdan dışarı baktığında rüzgârın bile bir yönü varmış gibi hissedersin. Sokaklar sabah erken saatlerde griye çalar, akşam olunca da sanki şehir kendi içine çekilir. Ben 25 yaşındayım ve bu şehirde çoğu insan gibi ben de küçük şeylere tutunarak ayakta kalıyorum. Günlük tutmayı severim; bazen bir deftere, bazen telefonun notlarına. Ama en çok da mutfakta, kahve makinesinin yanında düşünürken yazarım içimden geçenleri.
O sabah her şey sıradandı ama içimdeki huzursuzluk sıradan değildi. Sanki bir şey eksikti. Adını koyamadığım bir boşluk… Belki bir insan, belki bir ses, belki de sadece sıcak bir içecek.
Kahve makinesi mutfak tezgâhının köşesinde duruyordu. Üzerindeki metal yüzey, sabah ışığında soğuk bir aynaya benziyordu. Elimi üzerine koydum, çalıştırmadan önceki o sessizlik bile bir şeyler söylüyordu bana. O an aklımdan tek bir soru geçti:
“Kahve makinesiyle sütlü kahve yapılır mı?”
Bu soru basit görünüyordu ama içimde daha büyük bir şeyin kapısını aralıyordu.
Bir Soru, Bir Eksiklik Hissi
Aslında mesele kahve değildi. Kahveye yüklediğim anlamdı. Kayseri’nin o sert sabahlarında sıcak bir şey içmek sadece alışkanlık değil, bir tür hayatta kalma biçimi. Ama ben o sabah kahve içmek istemiyordum; bir şeyleri değiştirmek istiyordum.
Sütlü kahve fikri aklıma geldiğinde garip bir şekilde içim yumuşadı. Sanki hayatımda eksik olan bir dengeyi tarif ediyordu. Sert kahve gibi sert günler… Ama içine biraz süt eklenince yumuşayan, dayanılır hale gelen bir hayat.
Makineye baktım. Kullanma kılavuzunu hiç okumamıştım. Belki de hayatımın çoğunda yaptığım gibi, deneye yanıla öğrenmeyi seçiyordum.
O an kendime dürüst oldum: Hayal kırıklığım büyüktü. Son zamanlarda beklediğim hiçbir şey istediğim gibi gitmemişti. Ama bunu kimseye söylemiyordum. İçimde tutuyordum. Sadece sabah kahvesi bile bunu ortaya çıkaracak kadar güçlüydü.
İlk Deneme ve Küçük Bir Hata
Sütü bardağa koydum. Kahveyi makineye yerleştirdim. İçimde garip bir heyecan vardı. Sanki basit bir içecek değil de bir karar veriyordum. Bir şeyi değiştirmeye çalışıyordum.
Makine çalışmaya başladığında çıkan ses mutfağı doldurdu. Buhar yükselirken gözlerim o küçük metal cihazdan ayrılmadı. “Olacak mı?” diye düşündüm. “Gerçekten sütlü kahve yapılır mı?”
Ama sonuç beklendiğim gibi olmadı. Kahve ile süt tam olarak birleşmedi. Garip, dengesiz bir karışım çıktı ortaya. Ne kahveydi ne sütlü kahve… Biraz hayal kırıklığı, biraz da acelecilik gibiydi.
Bardağı elime aldım. Bir yudum içtim.
İçimde bir şey düştü.
Bu kadar basit bir şey bile neden istediğim gibi olmuyordu?
Kayseri Sabahlarında Düşünmek
Pencereyi açtım. Soğuk hava yüzüme çarptı. Kayseri’nin o keskin sabah rüzgârı, insanı kendine getirir ama aynı zamanda biraz da içini boşaltır. Sokaktan geçen simitçi arabasının sesi uzaktan duyuluyordu.
O an düşündüm: Belki de sorun kahve makinesinde değil, bende.
Hayatımın birçok yerinde aynı şeyi yapıyordum. Bir şeyi hızlıca olsun istiyor, ama sonucu kontrol edemeyince hayal kırıklığı yaşıyordum. Sütlü kahve bile sabır istiyordu belki de.
İçimdeki umut kırıntısı yine de tamamen kaybolmamıştı. Çünkü başarısız olmuş olsam da denemiştim. Ve bu bile bana garip bir şekilde iyi hissettirmişti.
İkinci Deneme: Sabır Öğrenmek
Ertesi sabah tekrar kalktım. Bu kez daha farklıydım. İçimde acele yoktu. Sanki dün yaşanan küçük hayal kırıklığı beni biraz büyütmüştü.
Kahve makinesinin yanına gittim. Bu kez sütü ısıttım. Kahveyi ayrı hazırladım. Acele etmedim. Her adımı yavaş yaptım.
Ve tekrar o soru aklımdaydı:
“Kahve makinesiyle sütlü kahve yapılır mı?”
Ama bu kez sorunun cevabını makineden değil, kendimden bekliyordum.
Makine çalışırken çıkan ses artık rahatsız edici değildi. Aksine, bir ritim gibi geliyordu. Sanki bir şeyler yerine oturuyordu.
Kahve ile sütü birleştirdiğimde bu kez sonuç farklıydı. Daha dengeli, daha yumuşak bir içecek çıktı ortaya.
Bir yudum aldım.
Ve içimde küçük bir rahatlama oldu.
Umut Bazen Küçük Bir Bardakta Başlar
O an fark ettim ki mesele kahvenin nasıl yapıldığı değildi. Mesele benim nasıl hissettiğimdi.
İlk denememde acele etmiştim. İkincisinde ise beklemiştim. Aradaki fark sadece teknik değil, duygusal bir farktı.
Kayseri’nin soğuk sabahında elimde sıcak bir bardak vardı. Ve o bardak bana şunu söylüyordu gibi hissettim: “Her şey hemen olmak zorunda değil.”
Belki de hayat böyleydi. Kahve makinesiyle sütlü kahve yapılır mı sorusu bile aslında daha büyük bir şeyi anlatıyordu: İnsan bazen en basit şeyleri bile öğrenirken kendini öğreniyordu.
İç Sesle Konuşmak
Defterimi açtım. Şu cümleyi yazdım:
“Bugün öğrendim ki bazı şeyler karışınca değil, doğru zamanda birleşince güzel oluyor.”
Bu cümleyi yazarken içimde bir hafiflik vardı. Hayal kırıklığım tamamen geçmemişti ama yerini anlayışa bırakmıştı.
Pencereden dışarı baktım. Kayseri hâlâ soğuktu ama bana biraz daha sıcak geliyordu.
Kahve Makinesi, Süt ve Hayat
Günler geçtikçe o sabahı daha çok düşünmeye başladım. Kahve makinesi artık sadece bir mutfak eşyası değildi benim için. Küçük bir öğretmendi sanki. Sabırla ilgili, denemekle ilgili, yanlış yapmanın bile bir anlamı olduğuyla ilgili.
Bazen insanlar büyük değişimleri büyük olaylarda arar. Ama benim için o değişim, basit bir sabah kahvesinde başlamıştı.
“Kahve makinesiyle sütlü kahve yapılır mı?” sorusu artık bana saçma gelmiyordu. Çünkü o soru bana şunu öğretmişti: Bazı soruların cevabı evet ya da hayır değildir. Bazıları seni değiştirir.
Son Yudum
O günün sonunda yeniden kahve yaptım. Bu kez hiç düşünmeden. Ne acele ettim ne de tereddüt ettim.
Bardağı elime aldım. Bir yudum içtim.
Ve sadece şunu hissettim: Sakinlik.
Kayseri’nin soğuk sabahları hâlâ vardı. Hayatımda eksikler hâlâ duruyordu. Ama ben artık o eksiklere farklı bakıyordum.
Çünkü bazı şeyler, tıpkı sütlü kahve gibi, zamanla güzelleşiyordu.
“Kahve makinesiyle sütlü kahve yapılır mı” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Katamino ailesi olarak her zaman yanınızdayız!